Kardelen

İçindeki derin boşluğu tamamlamak ister gibiydi vedalaşırken. Yeni bir sayfa daha çevirebilecek miydi hayatında? Nasıl yapacaktı?

Reklamlar

İçindeki derin boşluğu tamamlamak ister gibiydi vedalaşırken. Ardında bıraktığı yaşamın can kırıkları kanatırken benliğini, yeni bir sayfa daha çevirebilecek miydi hayatında ? Ya da bunu nasıl yapacaktı ? Kayıpların derin boşluğunu nasıl dolduracaktı ? Gerçekte buna gücü var mıydı ? Yapayalnızdı. Sadece kaybettikleri miydi onu bir başına kılan? Peki ya vazgeçtikleri ? Son kez baktı ardına. Elinde bir avuç valizi, gözünde ürkek bir buğu, son damlasını eşiğine akıttığı gözyaşını geride bırakarak, indi merdivenlerden yavaş yavaş. Onun için dünya, eskimiş tuğlalarıyla kirlenmiş duvarlar arasındaki viran bir odadan ibaretti. Tıpkı kalbi gibi, tıpkı kırık dökük katran karası o koltuk gibi.

Yeniden başlamak için veda etmek gerekti. Ve yeniden doğmak için geçmişi silmek. Elinde olsa hafızasını silmek ister miydi ? Ah keşke ! Ümitleri ellerinin arasından alınmadan, kalbi yerden yere çalınmadan, huzuruna kelepçe vurulmadan uyanacağı, aydınlık sabahları hayal ediyordu. Aldığı her nefesin yeni bir başlangıç için kendine sunulmuş bir fırsat olduğunu biliyordu. Tüm bu düşüncelerle doluyken, mayasına umut ektiği yepyeni bir yarına doğru yol almaya başlamıştı bindiği tren.

Artık tek bir dostu vardı hayatında. Ona sesini duyurabilecek, asla ihanet etmeyecek ve bundan sonraki yaşamının ilk gününden itibaren sırdaş olacak, yoldaş olacak tek bir dost. Diri diri gömüldüğü kör, sağır çukurdan çekip çıkardığı ve yüreğine yeniden kondurduğu bir dost. İç sesi. Şimdi onu bindiği bu trenle tutsak geçmişinden kurtarıp,özgür yarınlarına taşıyordu.

Bir an elindeki bileti sıkıca kavrayıp sinesine bastırdı. Vagon penceresinden dışarıya yönelttiği bakışlarında ve zihninde beliren her duygu ve düşünce tamlamasında “Yeni” kelimesi, bir süre rol çalacaktı. Yeni bir sabah, yeni bir gün, yeni bir hayat. Hatta iç sesi daha da pekiştirecekti bunu. “Yepyeni” bir hayat diyecekti adına. gamzesine sızılı bir gülümseme kondurduğu o esnada, özgür bıraktığı iç sesi haykırıverdi bir avazla;

– Kocaman istiyorum, koskocaman ! Yepyeni bir kahkaha sığdır o gamzene. Sen bunu hakediyorsan , diyordu.

Sonra bir an kekremsi gülüşüne en son zaman çocuk olmaktan vazgeçtiğini düşündüğü bir yağmur bulutu çöküverdi. Tren tünele girerken zamansız,amansız ihtimalleri özlediği çocuk anılarına gitti sisler ardında. kapadı gözlerini ve yaklaştıkça çocukluğuna, büyüdüğünü hissetti yeniden. Ayaza sarmış o kış sabahında,karda açmış o kardelen geldi gözünün önüne. Ve kulağında o eşsiz Sezen Aksu melodisi çınlarken, şarkının sözleri dökülüverdi dudaklarından ;

…Aç kardelen aç,

Dağın olayım,suyun olayım,göğün olayım aç.

Aç kardelen aç,

Her çiçeğin kar altından güneşe giden masalında

Yaşamak yeniden tazelenir yeniden anlamlanır

ışığa uzanırken kardelen kış rüyasından

Ümidin mucizesiyle sevince uyanır..

Onu mazisinden geleceğine taşıyan bu kara tren, saatler boyunca lokomotiflerinden kıvılcımlar saçarak geceyi aydınlatmıştı. Dönüşü olmayan bu tek yön yolculukta şimdi, yepyeni bir ezgi dilleniyordu tren düdüğünde. istasyona yaklaştıkça yavaşlıyordu tren. Vakit gelmişti. Tren birazdan duracak, kompartımanlar boşalacak, bütün yolcular sokaklara dağılıp hayata karışacaklardı. O da ikinci yaşamına ilk adımını bu istasyonda atmış olacaktı. Başını uzatıp pencereden baktı. Ürkek bir kuş misali etrafı görmeye, anlamaya çalışıyordu. Paramparçayken tutunmaya çalışmak hayata nasılmış, onu tecrübe etmeye başlamıştı önce gözleri sonra avuçlarından akan teri ve nihayetinde hızlanan kalp ritmi ile. İlk adım, tırmanmaya başlayacağı dimdik bir yokuşun başı gibiydi onun için.

Bindiği taksi ile olması gereken yere ulaştığında, iyot kokulu bir umudun kıyısına vardığını anladı. Martıların şenliği altında, iç sesi dile geliverdi yeniden;

– Hoşgeldin yeni yaşamına, hoşgeldin !

Gamzesine ilişen umut dolu gülümsemeyle derin bir nefes çekti içine. giderek huzur doluyordu ciğerleri. Yanı başındaki banka oturdu. Valizini yamacına bırakıp ardına yaslandı,kapadı gözlerini beklerken. Saçları değildi sadece rüzgarda dağılan, şimdi sanki geçmişi de tel tel uzaklaşıyordu zihninden, bedeninden. Huzurdu esen.

Ayağına değen bir şeyle irkiliverdi aniden. Minik bir yavru kediydi bu deniz mavisi gözleriyle ona değen. Kucağına aldı hemen. Ve dudaklarından dökülüverdi cümleler;

– Merhaba Umut ! Ben, Kardelen . Beraber başlayalım mı yepyeni bir hayata, ne dersin ?

Yazar: Gökşen Bozkoyunlu

Önce İnsan

“Kardelen” için 4 yorum

Bir Cevap YazınCevabı iptal et

Exit mobile version
%%footer%%