Bu teşekkür, vedalaştıklarıma

Çok hata yaptım geçmişte.

Çok düştüm, çok kanattım bedenimi, ruhumu.

Üstüm başım çamur, kalbim yaralar içinde kaldı kahkahalara varana dek.

Öyle bir gök gürültüsü yaşadım ki beride, şimdilerde yedi cihan birleşse deviremez içimde büyüttüklerimi.

İyi niyetimi suistimal edenlerin hepsini süpürdüm yolumdan.

Öyle büyük hafiflik ve arınma ki anlatamam.

Sahte gülüşlerin olmadığı, samimiyetsiz samimiyetlerin fezaya savrulduğu bir dünya yarattım beride.

Sesim sana ulaşmıyorsa, kalbim sana değmiyorsa bil ki senden sebeptir,

Çoktan vedalaşmışız demektir.

Teşekkür ederim benden eksilterek bana kattıkların için.

Güzellikler büyütmenin enerjisini sevdim daima

Ruhuma iyi gelene iyi geldim.

Yer açtım güzelliklere, yine yeniden insana.

Çokça kaybettim sevdiklerimi, ellerimle toprağa koydum bedenlerini.

Özlemlerini büyüttüm,

Büyüttükçe bazen göz yaşı, bazen dalgın bir çift göz, bazen sessiz bir çığlık oldu içimde.

Geçen her sene , içimdeki çocuğu büyütüyorum.

Hiç büyümeyen o çocuk tuttu elimden benim, aldık rüzgârı ardımıza dört nala koşuyoruz.

velhasıl,

Teşekkürü borç bilirim bütün iz bırakanlara.

İyi ki vardınız, iyi ki varsınız.

Sevgiyle kalın, farkında kalın.

Gökşen Bozkoyunlu

Yaşam Dediğin

Yaşam dediğin,

Sıcacık güneşin iliklerine kadar ısıtması, beton zeminin incecik aralığından yol bulup güne açan tek ve hür bir papatyadır aslında.

Sabahın kör saatinde ince belli bardaktan içilen çay,

Portakalı, kabuğunun içindeki beyazı kemirebilmek için yemektir yaşam.

Sonra,

Ağlamaktan gözlerin şişmiş haldeyken başını güvenebileceğin bir omuza dayayabilmek,

Adını andığında burnunun direğini sızlatan insanların, yüreğindeki varlığıdır yaşam.

Bir top dondurmanın keyfi içinde kaybolabilmek,

Kilometrelerce yürüyebilmektir yaşam.

Yaşam, yüzünü gökyüzüne çevirip gözlerini kapayıp püfür püfür hayal etmektidir.

Kışın ayazında ocakta kaynayabilmiş bir tencere çorbanın şükrüdür yaşam.

Koca bir kütüphanenin rafları arasında kaybolabilmek,

Minik bir çocuğun içten gülümsemesiyle sıkı sıkıya sarmalamasıdır.

Pastadaki mumlar üflenirken dilenen milyonlarca umut dolu temennidir yaşam.

Bir banka otururken yamacına gelen minik bir tekir kedi,

Parkın ucunda her sabah kuşlara yem veren yaş almış o teyze,

Nefesi ciğerlerine derinden çekip, yavaş yavaş verebilmenin huzurudur yaşam.

Salkım salkım yaşayabilmektir.

Ve yaşam,

Her sabah tanıdığın tanımadığın yeryüzündeki tüm canlılara içten bir günaydın diyebilmektir.

Günaydın Yeryüzü !

Yeni umutlar, günaydın !

Günaydın .

Sevgiyle kalın, farkında kalın.

Gökşen Bozkoyunlu

YA VARSA?

Ya başındaysak yolun,

Sonuna vardığımızı düşünüyorken

Ya tam da kirazlar açmaya yüz tutmuşken vazgeçtiysek

Ya tam gülümseyecekken yâr,

Olmayacak deyip ardımıza bakmadan yürüyüp gittiysek

Ya tam seslenecekken gönül bize,

Kapadıysak kulaklarımızı

Ya bir başlangıcın arefesindeysek her şey bitti derken

Ya o engelin ardında gül bahçeleri varsa

Ya varsa?

Vazgeçme

Söyle yüreğine az sabretsin

De ki;

Dayan

O kapının ardı bahar,

O kapının ardı umut,

O kapı sevdalara açılacak

O kapı aydınlık yarının kapısı

Tut kolundan açıver

Korkma!

Gökşen Bozkoyunlu / 25.07.2022

Kaybolmak

Siz de bazen kaybolduğunuzu hisseder misiniz kendi zaman tünelinizde ? 

Gardımın düştüğü kimi zamanlarda hissettiğim tam olarak budur. 

Kayboldum duygusu. 

Peşi sıra gelen, “E peki şimdi ne yapacağım?” sorusu. 

Yalnız hissedersiniz kendinizi baştan ayağa.

O andan itibaren adım aldığınız her sokak, baktığınız her göz, duyduğunuz her ses yabancı.

Her şey ve herkes,  el olur size.  

Dururum ben böyle anlarda. 

Bir süre sadece dururum. 

Sırtımı yaslayabileceğim güvenli bir yer ararım. 

Ama bir deniz kenarı, ama bir orman yolu, ama bir ağacın gövdesi, ama bir bankın kucağı. 

Oturup yaslarım sırtımı beriye. 

Dikerim gözümü alabildiğine en uzağa . 

Ben diyeyim ufuk, siz deyin feza. 

Bakarım görebilmek için,

Bakarım duymak için,

Bakarım dinlemek için

Bakarım anlamak için.

Çünkü bilirim ki o baktığım ufukta kavuşacağım bir ben olur daima. 

Ona vardığım anda başlar yeni hikâyemin girizgâhı. 

Nedir Aile ? Hiç Düşündünüz Mü ?

Nedir Aile hiç düşündünüz mü ?

Tüm öğretilerden uzakta,bazen oturduğunuz o sahil kenarındaki banktır aile.

Bazen bir ormandaki ağaç dibi

Bazen hiç tanımadığınız ama gülüşüne kapılıp gittiğiniz o yabancıdır aile.

Aile, bazen de yapayalnızlığınızın içinde, kalabalıkların ortasındaki o gülüştür.

Her zaman kan bağıyla olunmaz aile.

Çünkü aile, kalbinizin orada olayım diye çırpındığı diyardır aslında.

Sözün özü; kalbiniz neresi çarpıyorsa, orasıdır aile.

Bazen de aile, sadece sizsinizdir.

Bunu daima aklımızda tutabilmek dileğiyle !

Sevgiler,

G.B.

Kendini Anlamak

Bazen ne yapacağını bilemezsin. Bazen de o kadar çok yapman gereken vardır ki ! Sıkışırsın bazen hiçliğin bazen de çokluğun içinde. Derin bir nefes almak istersin. O an istersin ki herşey ve herkes senden uzak olsun. Neden biliyor musun? Kaybolur zihnin o her şeylerin ve herkeslerin içinde çünkü.

Vakit kendinle başbaşa kalma vaktidir. O farkındalığı yaşadığın an, hiç düşünme. Git ! Kuytu bir diyarda buluş kendinle. Yürü mesela yürüyebildiğin kadar. bir sahil yamacına git yahut doğaya koş. Otur o banka, o kuma, o ağacın dibine. Yaslan arkana. Oturt yanıbaşına kendini ve sor ona.

Neyin var ? diye sorma sakın. Yürek kandırıverir dilini çünkü. Ne istiyorsun ? diye sor. Sonra gelsin ikinci soru. İstediğini gerçekleştirmek için neye ihtiyacın var ? Ayakları yere bassın sorularının. Senin senden sakınacağın neyin var ki ? Dinle sonra kendini sakince. Göreceksin,tüm soruların yanıtı sende. Sonra kalk her nerede oturuyorsan, karış o çokluğa yeniden. Anlatacak çok şeyin olacak,zihnin , gönlün huzurda.

Unutma ! Hayatta en değerli şey, sensin. Sen iyi hissedersen,sen kendini iyi tanırsan,kalp dilin ve konuşma dilin öyle güzel bir ahenge kavuşacak ki ! Öylesine huzur dolu.

Kendinizi anlamak, kendinizi tanımayı ve dinlemeyi gerektirir. Farkındalığınız bol, yüzünüz gülücük dolu olsun.

G.B.

WordPress.com.

Up ↑

%d