Eli kalem tutan herkesin karşılaştığı 21 soruna 210 çözüm önerisi

Başlarken
“Yazma Uğraşı” kitabı üzerinden yapacağım bu inceleme yazısına, öncelikle, eğitim sistemimize dokundurarak başlamak istiyorum. Sebeplerine aşağıda kısaca değineceğim eleştirilerimin bu konudaki yetkin, liyakat sahibi kişiler tarafından dikkate alınması umuduyla.
Türkiye’deki eğitim yaklaşımı üzerine
Türkiye’de eğitim sistemimiz ne yazık ki lisans seviyesinde yazar yetiştirmeye elverişli değil, zira buna yönelik bir eğitim kurumu yok. Hâl böyle olunca, yazmaya gönül veren her yaştan birey “Yazmayı hangi kaynaktan, nasıl öğrenirim?” sorusunu sorarak başlıyor araştırmaya. Araştırmaları bu hevesli insanları, nicelik bakımından fazla, nitelik bakımındansa görece katma değer yaratan pek çok “Yazma Atölyesi” arasından seçim yapmaları gerekliliğine işaret ediyor. Kimi maddi imkânları dahilinde kriterlerini belirlerken kimi de ne pahasına olursa olsun zihninde bellediği “o kişi”den o atölyeyi almaya meylediyor. Reklamını başarılı yaptığı için kurum bazında tercih unsuru olanlar da yok değil. Bu da, başka bir yazının konusu olsun. 🙂 Bu atölyeler öyle uzun uzadıya eğitim veren yerler değil elbette. 8-10 saatlik paketler dahilinde size, yazar olma yolculuğunuzda rehberlik ediyor bir nev’i.
Oysa biz, Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi verirken neden sadece “o balığı tutmuş kıymetli yazarların eserlerini” ezberlemek, dönemlerini öğrenmek, incelemek, eleştirmek, farklılıkları ortaya koymak üzere bir müfredat uyguluyoruz ki. Bu bölümlere entegre edilecek temel yazma dersi eklemek külfetli olmasa gerek. Hatırlarım çocukluğumun ilkokullarında bizler, güzel yazı yazmaya teşvik edildik ancak nasıl yazacağımız hususunda eğitilmedik. Hasbelkader yaratıcı yönü ve yazma yeteneği olanlarlar alkışlanır, bu kişiler iyi birer sunum da yapabileceği hissiyatıyla merasimlerde sunucu rolünü üstlenirdi. Oysa etkili sunum ve güzel konuşma teknikleri başlı başına eğitim isteyen kıymetli bir başlıktır. İlköğretim seviyesinden buna başlamak kadar önemli ve insana değer, fayda katacak ne olabilir ki! Kaldı ki nitelikli öğretmen yetiştirme konusunda günümüz eğitim sistemi ne kadar başarılı? Bu konuda kıymetli öğretmen arkadaşlarımızın yorumlarını özellikle merak ediyorum.
Yazma Uğraşı kitabını okuduğum her an ve dahi bitirdiğimde, bütün bu anlattıklarım beynimin içinde sürekli uğulduyordu. O sebeple paylaşmadan edemedim. Sabrınız ve hoşgörünüze sığınıyorum.
Yazar Hakkında
Gelelim kitabın yazarı Roy Peter Clark’a. Amerikalı yazar, editör ve yazarlık koçu Clark, çalışma hayatına 1974’te üniversitede İngilizce öğretmeni olarak başlamış. O dönemde yazdığı gazete köşe yazıları sayesinde muhabir ve yazı koçu unvanlarını da almış. Harvard Üniversitesi’ndeki Nieman Gazetecilik Vakfı için yazan Andrea Pitzer, Clark’ı “anlatı gazeteciliğinin en çok çalışan ebelerinden biri” olarak adlandırmış.
Yazma Araçları: Yazar İçin 50 Temel Strateji (2006), Dilbilgisinin Büyüsü: Pratik İngilizcenin Büyüsü ve Gizemine Bir Kılavuz (2010) yayımlanmış kitaplarından sadece birkaçı.
Kâr amacı gütmeyen bir gazetecilik okulu ve araştırma kurumu olan Poynter Enstütüsü, 2023’de Clark’ın onuruna Kısa Yazıda Mükemmellik için Roy Peter Clark Ödülü altında yeni bir ödül kategorisi oluşturmuş.
Kitabın İçeriği
Esere gelince; yazma sürecini yedi adımda ele almış yazar. Bu yedi adım içinde gerek yazar gerekse yazar adayları için karşılaşacakları 21 temel sorunu her birini onar çözüm önerisi ile destekleyerek toplamda 210 çözüm yaklaşımı getirmiş meraklılarına. Yazma disiplini, olması gereken çıkış noktasından varış noktasına kadar düzenli bir sıralamayla ilerlemiş. Bunu yaparken sade ve akıcı -âdeta sizin yanınıza oturup sizinle sohbet ediyormuşçasına- bir dil tutturmuş anlatımda.
Pek çok başlığın altında kendi yaşadığı tecrübeleri, bir nev’i anılarını da okuyoruz. Bu yaklaşımı kurgu dışı yazılmış bir eseri didaktik dilden uzaklaştırıp daha samimi kılmış.
Kitabın Dil Kusurları
Konu; yazmak ve bu yolculukta karşılaşılan problemler olunca eserin bütününde olması gerekenden -bana göre- daha fazla dil kusuru olduğunu farketmek biraz hayal kırıklığı yarattı bende. Söz konusu durum böylesi bir kitapta hata toleransının düşük olmasını gerekli kılıyor kanımca. Dilbilgisi, yazım ve noktalama işaretleri hataları, eser boyunca gözümü ve aklımı tırmaladı.
Yazmaya gönül verenler için rehber niteliğinde
Banu Karakaş’ın çevirisi ile okuduğum Metropolis Yayıncılık’dan çıkan eser 264 sayfadan oluşuyor. Kendime çıkardığım epeyce not, altını çizdiğim bolca satır oldu. Bana, güzel anekdotlarla keyifli ve öğretici bir okuma süreci yaşatan kılavuz niteliğindeki bu eserin yazmaya gönül veren her bireyin kütüphanesinde ön sıralarda olması gerektiğine inanıyorum.
Niyetlenenler için şimdiden iyi okumalar diliyorum.

Bir Cevap Yazın